Network Marketing’e Yeni Başlayanlara: İlk Zorluklar ve Onları Aşmanın Gerçek Yolları

Ben bu işe başladığımda sanmayın ki her şey toz pembe ilerledi. Ne alkış vardı, ne kucaklayan bir çevre… Aksine, herkes sustuğu yerden konuşmaya başladı. “Bu da pazarlamacı olmuş” dediler, “Yine mi öyle işler?” dediler…
Ama ben bir şeyi biliyordum: Başlangıç her zaman zordur. Ama kalıcı olanlar hep kazanır.

Bugün burada bu yazıyı okuyorsan, ya yeni başladın ya da başlama cesaretini içinde büyütüyorsun. O yüzden gel, sana bu yolda karşılaşacağın o ilk zorlukları ve ben bunları nasıl aştım, nasıl baş ettim, açık açık anlatayım.

1. Çevrenin Önyargısı: En Yakının Bile Şaşırtabilir

İlk darbeyi dışarıdan değil, en yakından yersin.
Ailen, arkadaşların, birlikte yıllar geçirdiğin insanlar…
Herkes bir şey söylemeye başlar. Çoğu da seni kırmak için değil, korktuğu için konuşur.
Ama ben şunu öğrendim: Senin hayalin, onların korkularına feda edilemez.
O yüzden sustum, anlattım, örnek oldum. Zamanla söylediklerinden utanacak kadar hayranlıkla baktılar.

2. Öz Güvensizlik ve İç Sesin Savaşı

İnsanın en büyük savaşını kendi içinde verdiğini bilirsin.
“Acaba yapabilir miyim?”, “Ya başaramazsam?”, “Ben kimim ki?”
İşte o iç ses her gün kulağını kemirir.
Ben ne yaptım biliyor musun?
Harekete geçtim.
Çünkü hareket, şüpheyi öldürür. Bilgiyle donandım, küçük başarıları büyüttüm. Güven geldiğinde, artık o ses susmuştu.

3. İkna Etmeye Çalışırken Kaybolmak

Başlarda herkes gibi ben de “İkna etmeliyim” duygusuna kapıldım.
Ama sonra fark ettim ki network marketing bir ikna işi değil, bir anlayış işidir.
Dinlemeyi öğrendim. Karşımdakinin ihtiyacına göre konuşmayı…
Ve şunu not et: Anlaşılmak isteyen önce anlamayı öğrenmeli.

4. Red Yemek: Moralini Bozabilir ama Seni Tanımlar

Reddettiler mi?
Defalarca.
Ama her “hayır”, beni daha iyi bir “evet”e yaklaştırdı.
Şunu fark ettim: Red bir sonuç değil, bir süreçtir.
Eğer yeterince kalırsan oyunda, kazanan sen olursun.

5. Zamanı Yönetememek: Özgürlük Sandığın Şey Başını Yer

Bu işin en büyük tuzağı: Serbestsin.
Ama serbestlik, disiplinsizlikle karışırsa başarısızlık kaçınılmaz.
Ben ajanda kullanmaya başladım.
Günüme saatlik planlar yazdım.
Her gün sadece 2 saat disiplinle çalışan biri, günde 8 saat boş dolaşanlardan daha çok ilerler.
Bu iş zaman değil, zamanı yönetebilme işidir.

6. Bilgi Eksikliği: Bilmeden Güven Olmaz

Ürünü sormuş, cevap verememişim.
Planı anlatmışlar, ben dinleyici gibi kalmışım.
İşte o zaman karar verdim: Öğrenmeden konuşmayacağım.
Ne biliyorsam ondan bahsedeceğim.
Ve her gün 30 dakika kendimi eğiteceğim.
Bilgi, hem güven verir hem görünmeyeni gösterir.

7. Tek Başına Yürümek: Ekip Olmadan Yol Uzanmaz

Başta her şeyi kendim yaptım.
Ama bir yerden sonra şunu fark ettim:
Network, yalnız yürüyerek değil; birlikte koşarak kurulur.
Ekip kurmaya, insan yetiştirmeye, sistemi oturtmaya başladım.
Sistem, sen dinlenirken bile çalışmalı. İşte o zaman gerçek büyüme başlıyor.

Bu işte kalıcı olanlar, başlangıçta en çok dayak yiyenlerdir.
Ama vazgeçmeyenler hep bir adım öndedir.

Eğer bu yolda gerçekten bir iz bırakmak istiyorsan;

  • Başkalarının ne dediğini değil,

  • Senin ne yapabileceğini ölç.
    Yeterince kal, yeterince öğren ve asla unutma:
    Zaman seni değil, sen zamanı yönetirsen kazanan olursun.

Şimdi Başvur


Her Hakkı Saklıdır ©mehmeterennetGizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıAçık Rıza MetniAydınlatma Metni